+90 212 291 2091 nezih@nezihkaraca.com P.tesi - Cuma 09.00 - 18.00

Yüz Dolgusu ve Dudak Dolgusu 

Dolgu maddeleri deri altına enjekte edilerek yapılan dolgu estetiği, derideki ince ve derin kırışıklıkları gidermek, yara izlerini tedavi etmek, ciltteki çukurları yok etmek, ince dudakları kalınlaştırmak, yanaklara dolgunluk vermek amacıyla kullanılan maddelerdir. Dolgu enjeksiyonu tedavisi sonrası  kısa sürede daha genç bir görünüm sağlanır.  Dolgu estetiği yüzdeki yorgun ifade giderilir.

Yıllar içerisinde ciltte elastik lif, kollajen lif, yağ tabakası ve hyaluronik asitin azalmasına bağlı olarak kırışıklıklar ve sarkmalar meydana gelir. Özellikle göz, ağız, çene, boyun, burun, alın bölgesinde kırışmalar ve sarkmalar ortaya çıkar. Yüzün alt kısımlarında sarkma ve kırışıklıklarda dolgu enjeksiyonu başarıyla kullanılabilir.

Dolgu enjeksiyonu dudağa daha dolgun ve genç görünüm sağlamak amacı ile uygulanmaktadır. Ciltteki derin yara ve akne izlerini gidermek için de kullanılabilmektedir.

Dolgu enjeksiyonu kırışıklık veya deri defektinin olduğu bölümün altına derideki çöküklüğü gidermek amacı ile   yapılır. Bu bölgedeki kırışıklık ve çukurlar dolgu maddesinin etkisi ile azalır veya kaybolur. Bazen dolgu maddesinin kollajen üretimini arttırıcı etkisi olabilmektedir.

Dolgu maddesi olarak  pek çok farklı molekül ortaya konmuş ancak bir kısmı yüksek allerji riski ya da  sert doku  gelişebilmesi yan etkileri yüzünden gözden düşmüştür.

Hyalüronik asit tüm dünyada giderek popülaritesi artan etkin ve şu an için en güvenli  dolgu maddesidir. Bu dolgu maddesi  dudaklara hacim ve dolgunluk verirken ağız ve burun çevresindeki kırışıklarda çok etkili olabilmektedir.

Hyalüronik asit kırışıklık  hattına ya da dudaklara ince bir iğne yardımıyla küçük miktarlarda enjekte edilir. Dolgu enjeksiyonu etkisi uzun süre kalıcıdır. Alerji  ve deri sertleştirme riski çok düşüktür.

Dolgu enjeksiyonu 20- 30 dakika sürmektedir. Uygulama sonrası kişi rutin aktivitelerine hemen dönebilir. Kalıcılık süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte 6- 9 ay kadardır.

Hyalüronik asit nedir?

Dolgu maddesi hyalüronik asit ve fizyolojik serum içen pH’ı 7 olan bir jel şeklinde hazırlanmış bir preparattır. Dolgu maddelerindeki hyalüronik asit hayvansal kaynaklı değildir. Bu yüzden hayvansal kaynaklı bazı hastalıkların (deli dana vb.) bulaşması gibi riskler taşımaz. Vücudumuzda zaten bulunan bir madde olduğundan alerji yapma ihtimali oldukça düşüktür.

Dolgu maddesi nasıl etki eder?

Yüzde uygulandığı alana dolgunluk sağlayarak etki etmektedir.Dolgu etkisi hyalüronik asitin su tutma özelliği moleküllere giderek artan miktarda suyun tutunmasına yol açar. Bu da uzun kalıcılık süresini açıklar.

Hangi bölgeler dolgu enjeksiyonu ile tedavi edilebilir?

  • Alın çizgileri
  • Kaş arasındaki çizgiler
  • Ağız etrafındaki kırışıklıklar
  • Nasolabial çizgiler (Burun kanatlarından dudak köşelerine inen kırııklık)
  • Ağız kenarından çeneye doğru uzanan kırışıklıklar
  • Kaşa şekil vermek
  • Elmacık kemiklerini belirginleştirmek
  • Dudak şeklinin  vurgulanması ve hacminin arttırılması, asimetrik dudakların düzeltilmesi başlıca kullanım alanlarıdır.

Yüz dolgusu tedavi nasıl yapılır?

Ince bir iğneyle hyalüronik asit jeli  düzeltilecek alana enjekte edilir. Jel kırışıkların altını doldurur. Dolgu maddesi enjeksiyon işlemi genellikle anestezi gerektirmez. Ancak dudak bölgesinde anesteziye gerek görülebilir. Işlem 20- 30 dakika kadar sürer. Sonucu hemen görürsünüz.

Yüz dolgusundan sonra nelere dikkat etmeliyim?

Aşırı sıcak (güneşlenmek, solaryum gibi) ve soğuktan tedavi sonrası birkaç gün kaçınmak dışınnda dikkat etmeniz gereken bir şey yoktur.

Yüz dolgusu yan etkileri nelerdir?

Yan etkiler az görülür ortaya çıkanlarda hızla geçerler. Uygulama alanında geçici olarak şişlik, kızarıklık, morluk ve hassasiyet gözlenebilir.

Genellikle geç çocukluk yada ergenlik döneminde başlar. Hayat boyu devam edebildiği gibi 25-30 yaşlarında spontan olarak da kaybolabilir.

Ter salgısı, normalde kokusuz ve süt kıvamındadır. Bakteriyel yıkım sonrasında kişiye özel ter kokusu oluşur. Vücut salgılarına geçen kokulu gıdaların tüketimi, banyo alışkanlıkları gibi faktörler ter kokusunu etkiler. Ter salgısı yağ ve kolesterin içerir. Aşırı terlemede bu özelliklerin bir rolü yoktur.

Aşırı terleme fizyolojik olabildiği gibi bazı hastalıklarda, hormonal aktiviteye bağlı olarak da oluşabilir.

Fizyolojik hiperhidrozis (aşırı terleme), vücut ısısında artış sonrasında, aşırı şişmanlıkta (obezite), fiziksel egzersiz sonrasında, sıcak ve nemli ortamlarda ve kalın giysilere bağlı olarak gelişir.

Çocukluk yaşlarında başlayan hiperhidroz genellikle avuçiçi ve ayak tabanlarında görülür. Ailesel öykü bulunabilir. Bu türlü terleme fiziksel aktivite veya stres ile de artış gösterir. Aksiller (koltuk altı), dudak üstü aşırı terlemeleri de sık rastlanan bir durumdur.

Her türlü aşırı terleme, kişileri sosyal yaşamdan uzaklaştıran, depresyon ve panik atağa neden olarak yaşam kalitesini bozan bir durumdur. Aşırı terlemenin en fazla görüldüğü bölgeye göre tedaviler seçilmelidir. Fiziksel muayene ile tip belirlenmeli, etiyolojik faktörler (laboratuar, görüntüleme vb.) araştırılmalıdır. Hiperhidrozda tedavi seçimi; hastanın kabul ettiği, uygulanabilir, hasta ve hekimin beklentileri karşılayan, yan etkileri olmayan yöntemler olmalıdır. Örneğin, özellikle koltuk altı terlemeleri birçok genç erişkinde ciddi ruhsal değişikliklere neden olmaktadır.

Bu türlü terlemede “Botox uygulamaları” oldukça iyi sonuçlar vermektedir. Kişilerin yaşam kalitelerini yükselterek, sosyal yaşama uyumlarını sağlamaktadır. Özellikle koltuk altı terlemelerinde çok etkili olan botoks uygulaması, el ve ayaktaki terlemelerde uygulama öncesi iyi bir değerlendirme sonrası karar verilmelidir.